Bir Tıp Hekimi Olarak Amerika’da Araştırmacı Olmak

Amerika’da araştırmacı olmak araştırmanın tadına varmaktır. Aslında herkesin hayalini süsleyen bir ülkedir veya ulaşılması gereken bir hedeftir, batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine yani dünyadaki bütün bilimle uğraşan kişilerin. Bir tıp hekimi olarak bunu daha net gözlemlerimle idrak etim ve etmeye devam ediyorum. Aslında bununla ilgili anlatılacak çok şey var bunlardan sadece birkaçını size bahsetmeye çalışacağım. Size Amerika’da araştırmacı olmak ne kadar önemli bundan mı bahsedeyim, devletin sağladığı imkanları mı, bilimsel kaynaklara ne kadar rahat ulaşabildiğimizi mi, Araştırmanın ne kadar ekonomik olduğunu mu, insanların birbiri ile nasıl kolektif şuurla çalıştığı ve yardım ettiğini mi anlatayım. Aslında o kadar anlatılacak şey var ki. Ben size elimden geldiğince birkaç tanesinde güzel örnekler vererek anlatmaya çalışayım izninizle.

Amerika’da araştırmacı olmak

Amerika’da araştırmacı olmak en az Türkiye’de bir tıp doktoru olmak kadar önemlidir. Maalesef ülkemizde bu değerli bilim abidelerine yeterince değer verilmemektedir. Bir tıp doktoru olarak buna çok üzüldüğümü özelikle belirtmek isterim. Burada “basic research” denilince ilk önce PhD unvanı olan insanlar akla geliyor. Bazen bu unvana sahip olanlar kendilerini bilim dünyasında daha çabuk kabul ettirebiliyorlar. Çünkü genelde dünya çapında ses getiren çalışmaları bu insanlar yapmakta. Bunlara birkaç örnek verirsek; James D. Watson, PhD, DNA yapısını çözen bilim dünyasının en önemli simalarından biridir. Kendisi aynı zamanda 1962’de Tıp ve Fizyoloji alanında Nobel ödülüne layık görüldü (1).  Carol W. Greider PhD, Dr Greider tıp alanında Nobel ödülünü 2009’da telomere ve telomeraz enzim arasındaki ilişki hakkında kazandı. Dr. Greider PhD University of California’da 1987’de Moleküler Biyoloji alanında aldı (2, 3).  Bunlar ve bu gibi insanların çoğu kendileri tıp doktoru olmamalarına rağmen tıp alanına inanılmaz katkılar sağladılar. Bu tür insanlar genelde aynı zamanda impact faktörü (etki değeri) çok yüksek dergilerde yayın yapmaktalar (Nature, Science, Cell …gibi dergiler). Bu gösteriyor ki Amerika’da çalışan bir araştırmacı olmak çok önemli ve ayrıcalıklı bir kulvar.

Amerika’da kısa sürede çalışma yapmak

Amerika’da kısa sürede çalışma yapmak hem mümkün hem de çok kolay. Devletin verdiği destek ve birçok üretici firmanın Amerika’da olması ve buralı olması bu işi inanılmaz kolay kılıyor.  Ben Amerika’daki eğitimim boyunca bu kolaylığı bizzat müşahede ettim. Hem hocaların aldığı büyük paralar araştırma için hem de kendi projen için istediğin herhangi bir şeyin çok rahat bir şekilde eline ulaşması ve sana çok kısa sürede laboratuvara gelmesi Amerika’da araştırma yapmayı daha çok popüler ve kolay kılıyor. Mesela ben projem için bir Knock Out fare veya 50-60 tane fare siparişi vermek isteğim zaman en fazla bir hafta içinde elimde olabiliyor. Bazı siparişlerim 24 saat içinde elimde olabilir. Tabii ki bu tür imkanlar Amerika’da araştırma yapmayı daha kolay ve zevkli kılıyor. Bir de deneyde kullanacağın ürünlerin başka ülkelere göre ucuz olması da ayrı bir avantaj sağlıyor araştırmacılara. Böylece sen daha kısa sürede çok deney yapabilirsin ve daha kısa sürede projeni bitirebilip yayınını yapabilirsin veya mezun olabilirsin.

Aslında Amerika’da eğitim yaparken en çok hoşuma giden avantajlardan biri istediğim zaman istediğim yayına her yerden ulaşabilmemdir. Burada genelde gittiğiniz üniversite bütün bilimsel dergilere abone oluyor ve hocasından tutun öğrencisine kadar bütün üniversite üyelerine bunlar bedava servis edebiliyor.  Bu bizim için inanılmaz bir fırsat biz de kendi alanımızda kendimizi en iyi şekilde eğitebiliyoruz. Hatta evde dinlenirken çok rahat bilimsel makalelere ulaşabiliyorsun. Çünkü her öğrenciye kendi evinde ulaşabilmesi için şifre veriyorlar. Açıkçası ben Türkiye’de okuduğum dönemde bizim hocalar bile kendileri dergilere üye oluyorlardı. Üniversite birçok dergiye abone bile olmuyor. Burada benim maksadım ülkemizi küçük göstermek değil; bunları eleştirerek bir gün bizde ülke olarak bu konumlara gelmeyi diliyoruz.

Saygılı ve yardımseverler

Son olarak insanlar burada her alanda birebirlerine çok saygılı ve yardımseverler. Deneylerde insanlar birlikte çalışmayı- takım ruhunu laboratuvara yansıtmayı çok iyi beceriyorlar. Burada insanlar birbirine köstek olmayı istemezler (özelikle Amerikalılar), hep yardımcı olmayı isterler. Maalesef Türkiye’de bir hoca rahatlıkla öğrencisinin, asistanının veya meslektaşının başarılı olmasını hazmedemeyebilir. Bunu elbette genellemek doğru olmaz.

Evet burası Amerika fırsatlar ülkesi gerçekten de araştırma açısından bakınca bence de fırsatlar ülkesi. Umarım bir gün bizim biricik ülkemiz Türkiye’de böyle fırsatlar ülkesi olur her bakımdan. Ben buna inanıyorum sizde inanın. Bunun için hepimizin çok çalışması ve gayret göstermesi lazım. Artık muhasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın vakti geldi ve geç kaldık bile. Haydi Anadolu insanı beraber el ele verip kuralım bir model ülke. Öyle bir medeniyet olsun ki her şeye örnek olsun ve her şeye örnek gösterilsin ve gösterilmesi dileğiyle…

Kaynaklar:

(1) The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1962. Nobel Prize Site for Nobel Prize in Physiology or Medicine 1962.

(2) http://www.nobelprize.org/nobel_prizes/medicine/laureates/

(3) http://www.nobelprize.org/nobel_prizes/medicine/laureates/2009/ 

Yorum yazın

Ücretsiz Eğitimlerimizden Haberdar Olun

Bilimsel Makale yazma, Poster Hazırlama,
Sunum teknikleri, Proje hazırlama
ve daha bir çok Ücretsiz eğitimden
faydalanmak için emailinizi bırakın.

MakaleTercume © 2020. All rights reserved.